coelodonta antiquitatis ne demek?

Yünlü Gergedan (Coelodonta antiquitatis), Pleistosen dönemi boyunca Avrasya'da yaşamış tek toynaklı memeli türü.

Keşif

Yünlü gergedan eski çağlardan beridir bilimsel değil, ama mitolojik bir öğe olarak toplumların dimağlarında yer almıştır. Örneğin 14. Yy’da Avusturya’nın Klagenfurt kentinde bulunan bir kafatası kalıntısı bir ejderha efsanesiyle birleştirilmiş ve halkın folklörüne girmiştir. Çok sonradan bu kafatasının bir yünlü gergedana ait olduğu bilim insanlarınca kanıtlamıştır. Yine 16. Yy’ın sonlarında dahi yünlü gergedan boynuzlarının efsanevi griffon kuşlarının pençesi sanıldığı çeşitli bilginlerce ifade edilmiş olup von Schubert tarafından bu dev efsanevi kuş Gryphus antiquitatis olarak sınıflandırılmıştır.1 Bilimsel niteliğe sahip en eski yünlü gergedan araştırması ise büyük doğa bilimci Peter Simon Pallas tarafından gerçekleştirilmiştir. Sibirya’ya yaptığı bilimsel gezilerle ünlenen Pallas kalıcı donmuş (permafrost) topraklardan elde edilen gergedan kalıntıları üzerinden tüm pachyderm canlıların kalıntılarının (eskiden fil, gergedan, mamut gibi büyük memelilerin dahil edildiği geniş canlı grubu) büyük bir selle asıl yaşam alanları olan sıcak ve güneyli topraklardan buralara taşınmış olduklarını ileri sürmüştür. Giderek daha fazla pachyderm kalıntısı Sibirya topraklarından derileri ve kılları korunarak çıkarıldığında Pallas başka bir çıkarım daha yapmıştır, buna göre modern pachydermler soğuğa dayanamazlarken, eski pachydermler sert iklimsel şartlara dayanabiliyorlardı.2 Bir diğer bilimsel çalışma 1799 yılında Alman doğa bilimci Johann Friedrich Blumenbach tarafından Göttingen’de yer alan Georg-August Üniversitesi’nin Royal Academic Museum kurumundaki koleksiyonlara dayanılarak yapılmıştır. Blumenbach bu soyu tükenmiş canlıya Rhinoceros antiquitatis ikili adlandırmasını uygun görmüştür. Daha sonra 1831 yılında Georg Bronn tarafından Coelodonta cins adı üretilmiş ve günümüze değin diğer bilim insanlarınca Coelodonta antiquitatis bilimsel adlandırması kabul görmüştür.3

Fiziksel Özellikler

Yünlü gergedanların fiziksel özellikleri farklı zamanlarda bulunmuş karkas kalıntıları üzerinden belirlenmiştir. Kolyma gergedanı olarak bilinen bir dişi gergedan kalıntısı ile yaşayan gergedanların boyutları karşılaştırılmıştır. Yaklaşık olarak 320–360 cm beden uzunluğu, 150 cm omuz yüksekliği ve 2000 kg ağırlığı ile Afrikalı beyaz gergedana oldukça yakın değerlere sahiptir. Kaba Taş Çağı insanlarının mağara duvarlarına betimledikleri av sahnelerinde kısa ve dar kulaklı gergedanlar görülmektedir, mumyalaşmış fosillerden elde edilen verilere göre yaklaşık 18–22 cm arasında bir kulak uzunluğu olan yünlü gergedan, beyaz gergedandan daha ufak kulaklara sahiptir. Yaşayan gergedanlara göre kuyruk boyları (yaklaşık 50 cm) da oldukça kısadır.4 Yünlü gergedanların boynuzları diğer gergedanlarda olduğu gibi oldukça önemli bir vücut parçasıdır. Bilimsel anlamda ilk olarak 1769’da Pallas tarafından De ossibus Sibiriae fossilibus craniis praesertim rhinocerotum atque buffalorum, observationes adlı doğa bilimi yapıtında incelenmiştir. Yünlü gergedanın nazal boynuzu oldukça kıvrık, uzun ve yanları düzleşmiş bir yapıdadır. Keratin yapılı olup koyu kahverengi bir renge sahiptir.5 Nazal boynuzların uzunluğu dış kıvrımdan ölçülürse 845 mm, iç kıvrımdan 627 mm uzunluğundadır. İkinci boynuz 150 mm uzunluğa erişebilmektedir. Yine korunmuş bir fosil numuneye göre orta toynağın genişliği 96 mm ve yüksekliği 54.5 mm uzunluğundadır. Sağ ve sol toynaklardaki genişlik ve yükseklik değerleri de sırasıyla 74 mm ve 57.5 mm ile 71 mm ve 53 mm’dir.6 Yünlü gergedanı yaşayan akrabalarından ayıran en dikkat çekici özelliği de adından da anlaşılacağı gibi yumuşak ve yoğun kıllardır. Sarımtırak ve kızıl kahverengiye çalan bu postun kalınlığı gövde üzerinde 10–15 cm uzunluğa kadar çıkmaktaydı.7 Yünlü gergedanların kafatası ve çene kemiklerinin katı ve sert yapısı sayesinde çökel tabakalarında fillerin kalıntılarından daha fazla korunmaktadırlar.8 DNA araştırmalarının sonuçlarına göre yünlü gergedanın yaşayan en yakın akrabası Sumatra gergedanıdır.9

Paleoekoloji

Beslenme ve Habitat

Gennady Boeskorov’un Rus Bilimler Akademisi’nde yaptığı çalışmada Yünlü Gergedanın diyeti hakkında önemli buluntulara değinilmiştir. Çalışmada yünlü gergedanların kalıntılarının yer aldığı çökellerdeki palinolojik verilerden yola çıkarak belli çıkarımlarda bulunulmuştur. Çalı ve otların polenleri hemen hemen bu çökellerdeki polenlerin yüzde 60’ına karşı gelmektedir. Tahıl, kamış, karanfil ve yavşan polenleri de bu jeolojik katmanlarda mevcuttur.10 Dudak yapısı da beyaz gergedandaki gibi otlayıcı bir beslenme biçimini olanaklı kılmaktadır.11

Yine başka çalışmalarda da yünlü gergedanların beslenme alanları tekdüze çayırlardan daha çok çeşitli ve renkli bir bitki varlığına sahipti. Ayrıca Buzul Çağı memelilerinin dışkı ve mide kalıntılarında çiçekli bitkilerin varlığına rastlanmıştır.12 Yünlü gergedan Avrasya genelindeki en yaygın buzul çağı memelilerinden biridir, bu canlının fosil kalıntıları doğu Sibirya’dan Britanya adalarına dek geniş bir yayılım gösterir. 70˚ kuzey enlemi üstünde kalıntılarına rastlanmamıştır, ayrıca bu yayılım göz önüne alındığında şu ana kadarki en geniş gergedan yayılımı olarak görülmektedir. Kuzey Amerika’da yerleşim gösteremediği bilinmektedir.13

Yok oluş

Yakın döneme değin bilimsel görüş hemen tüm Buzul Çağı megafaunasının yok oluşunda olduğu gibi yünlü gergedanın yok oluşunun da sorumlusu olarak insan etkisini göstermekteydi, ancak yapılan son çalışmalar bu devlerin yok oluşunun iklim değişikliği kaynaklı olabileceğini göstermiştir. Son yıllarda artan genetik çalışmaların ışığında yünlü gergedanların sahip olduğu popülasyonun hangi zamanda daraldığı anlaşılabilmektedir, özellikle yakın soydan çiftleşmenin neden olduğu çeşitlilik daralması genlerin yapısından görülebilmiştir. Bu popülasyon daralması ise yaklaşık 14 bin yıl önceye rastlamaktadır. Eski düşüncelere göre insan gruplarının Sibirya’ya ulaşmasıyla yünlü gergedanların soyunun tükendiği varsayılmaktaydı, ancak insan etkisinin 14 bin yıl önce değil de 30 bin yıl önce bölgeye girdiğinin ortaya çıkmasıyla bu görüş çökmüştür. Bunun yerine iklim değişikliği etkeni üzerinde durulmaktadır. Yünlü gergedanların popülasyonlarının daraldığı yıllara denk düşen bir küresel iklim değişikliği de Bølling–Allerød interstadial sıcak dönem periyodudur. Yaklaşık 14700 yıl önce başlayan bu dönem yünlü gergedanların soylarının tükendiği dönemle örtüşmektedir.14

Son buluntular

2015 yılında Yakutistan'da bir yünlü gergedan yavrusuna ait iyi korunmuş kalıntılar bulunmuştur. Bu fosil numune Yakutistan Bilimler Akademisi'ne gönderilmiş ve burada önemli bir inceleme sürecinden geçmiştir. İnceleme ekibi tarafından bu yavru gergedana kalıntıları bulan kişiye atfen Sasha adı verilmiştir. Sasha ilk olarak anatomik bazı incelemelerden geçti, öncelikle dişleri incelendi ve yaklaşık yedi aylık olduğu belirlendi; ancak bu noktada bir şey bilim insanlarının ilgisini çekmişti. Öncelikle Sasha yedi aylık olmak için fazla büyüktü, bu kıyaslama için yaşayan Afrikalı gergedan türlerinin yavruları temel alındı, Sasha yedi aylık haliyle neredeyse on sekiz aylık bir Afrikalı kuzeni kadar büyümüştü. Son olarak uzmanlar hala daha Son Buzul Çağı'nın ekolojisi hakkında bilinmeyen çok konu olduğu görüşündedir.15

Kaynakça

Orijinal kaynak: coelodonta antiquitatis. Creative Commons Atıf-BenzerPaylaşım Lisansı ile paylaşılmıştır.

Footnotes

Kategoriler